Trunyan Ölüler Köyü haberini yıllar önce bir gazetede okumuştum. Ölülerin yakıldığını Nepal’de görmüştüm ama  bu köyde cesetlerin öylece bırakılıp çürümesi için beklenmesi  kanımı dondurmuştu adeta.  Bali’ye gittiğimde ise bu farklı havayı solumak istedim. Köy Ubud merkeze kırk iki kilometre uzaklıkta bulunuyordu.  Zorlu bir yolculuğun ardından köye varabildik. Köyde çok az ev vardı ve köyün ortasında bulunan Hindu Pura Pancering tapınağı nehrin kıyısında farklı ve gizemli bir hava yaratıyordu. Tapınak 10 yy dan kalma bir tapınak ve köylüler için oldukça kutsal. Köy ise 1000 yıllık çok eski bir köy. Burada yaşayan insanlar ise gerçek Balililer yani bu toprakların gerçek sahipleri. Maayahpatih halkı buraya jawa’dan göç etmiş. Geleneklerini yıllardır sürdürmeyi başarmışlar. Köydekilere Bali Ağa da deniliyor bunun anlamı hinduzim kabul edilmeden önce animist dine inandıkları ve bu dini koruyan anlamına geliyor.

Köyden ölülerin bırakıldığı adaya ulaşmak için ise tekne gerekiyor. Kişi başı 300.000 rupi veriyoruz ve yola koyuluyoruz. Yolculuk on dk gibi kısa bir süre sürüyor. Geldiğimiz adada ise bizi kafatasları karşılıyor. Önce irkiliyorum çünkü hayatımda hiç gerçek kafatası görmemiştim. Adada ilerledikçe bambu kafesler içinde yatan çürümeye terk edilmiş ölüleri görüyorum. Ve onun sağ tarafında bulunan kafatasları yığınını. Rehberimiz sadece evlilerin bu şekilde çürümeye bırakıldığını bekar ve çocukların ise gömüldüğünü söylüyor.  Ölü buraya kişisel eşyaları ile bırakılıyormuş. Zaten sağda solda bir sürü ayakkabı ve terlik var. O eşyaların ölü birine ait olmasını düşünmek ve öylece toprağın üzerinde durması beni biraz geriyor. Adaya kadınların ziyaret etmesi yasakmış. Ölüler buraya erkekler tarafından getirilip bırakılıyormuş. Bazı kafesler başında gördüğüm sigara ve paralar ise ölülerin ziyaretçileri tarafından bırakılıyormuş. Sanki dirilip sigara içecek 🙂

Koku meselesine gelince de adada bulunan göz kamaştırıcı 5000 yıllık Taru Menyan ağacının kokuları aldığına inanıyorlar.  Her şey bir kenara  ağaç gerçekten muhteşemdi. Büyülendim adeta. Adada en çok ağaç dikkatimi çekti. Öyle çok dalı,öyle çok gövdesi vardı ki her bir kareyi fotoğraf makineme sığdırmak için oldukça uğraştım. Rüzgar çıktığında ise yaprakların hışırtısı inanılmazdı.Ölüler olmasa gelinip çadır atılacak harika bir mekan bence 🙂

Bali’ye gelirseniz bu ilginç mekanı ziyaret etmenizi tavsiye ederim. İnişler ve çıkışlar oldukça fazla olduğundan sağlam bir motor kiralayın derim. Yol çok kötü. Bali’deki ikinci motor kazamı bu yolda yaptım. Dikkatli olun. Dönüş yolunda ise inanılmaz güzel manzarası olan Göl Kenarındaki Volkanik Batur Dağının manzarasında kahve keyfi yapmayı unutmayın 🙂

Geziniz Bol Olsun
Sevgilerimle,

mm
Yazan

Bir Yorum Yazın