Benim memleketim 🙂 Büyülü şehrim ..Yıllar önce Budin beylerbeyi gelip bu şehre yerleşmiş. Şehir adını da buradan almış. Budapeşte, Macaristan’ın başkenti ve iki milyona yakın nüfusu var.

Yıllar önce Budin beylerbeyi gelip bu şehre yerleşmiş. Şehir adını da buradan almış. Budapeşte, Macaristan’ın başkenti ve iki milyona yakın nüfusu var.

Şehirlerin ortasından ırmak geçti mi o şehri şanslı sayarım tıpkı Budapeşte gibi..Tuna nehri bu şehri ikiye bölüyor bir tarafta Buda diğer tarafta Peşte..Bu şehir daha şanslı ama ..Üsküp’te Mostar’da…ve daha birçok şehirde nehir sadece şehri bölmekle kalmıyor halkı da din mezhep olarak ikiye ayırıyor..Irmak ne kadar akarsa aksın o iki tarafın öfkesini bir türlü gideremiyor..Ama dedim ya Budapeşte de böyle bir durum yok..Çok şanslılar 🙂

İlk gideceğimiz yer ünlü Kahramanlar meydanı..Burada Macar halkının ileri gelen kahramanları olan büyükçe bir meydan..Heybetli heykeller dikilmiş yan yana.. Buraya gelmek için bulunduğunuz yerden M1 metrosuna ulaşıp Hösök Tere durağında indiğinizde meydanın tam karşısına çıkıyorsunuz. Burası fotoğraf çekenler için oldukça güzel bir meydan, bütün turist grupları bu meydana inip etrafına bir bakınıp fotoğraf çekmeye başlıyor. Burada enteresan görüntüler yakalamak mümkün.

Buradan Stedalla tepesini görebiliyoruz burası Macaristan’ın en büyük tepesi. Osmanlı döneminde bu tepe Budin Kalesini korumak için kullanılırdı. Stedalla tepesinde gene bir heykel karşılıyor bizi. Özgürlük heykeli..

“Fisherman’s Bastion” yani balıkçılar burcu..Burası da Tuna Nehri kıyısında neo gotik ve neo barok tarzında inşa edilmiş bir burç. Burada 7 tane kule mevcut bu kuleler 7 Macar boyunu temsil ediyor. Bu yapının başlangıç yılı 1895 olup yapımı 1902 yılında tamamlanmış. Burçlar oldukça estetik ve akşam güneşi üstlerine vurduğunda da oldukça fotoğrafik oluyorlar. Burada şehri seyrederken bir şeyler yiyebileceğiniz ve canlı keman dinleyebileceğiniz hoş bir kafe var. Burcun içinde ayrıca Matthias kilisesi yer alıyor. 1015 yılına tarihlenen kilisenin çatısı Macar çinileri ile kaplı. Oldukça büyük bir kilise. Kanuni Sultan Süleyman Budapaşte’yi feth ettiğinde bu kilise camiye çevrilip bir süre cami olarak kullanılmış.

Bugün bu meydan tüm turistlerin uğrak yeri, aynı zamanda sanatını sergilemek isteyen Macarların da turistlere sanatlarını sergileyip gelir elde ettikleri oldukça canlı bir yer. Macaristan’da neredeyse her köşe başında keman çalan birini görmeniz mümkün. Sanata olan düşkünlükleri hemen belli oluyor. Burada da Viyana’da olduğu gibi klasik müzik konserlerine gidebilirsiniz. Bu arada dünyanın en pahalı Hilton’u hemen bu tarihi kilise ve burcun yanında tüm modernliği ile sırıtıyor. Böylesine tarih ve sanata önem veren bir ülke nasıl olur da bu kadar güzel bir tarihi eserin yanı başına çirkin bir mimarisi olan bu oteli inşa ettirir. Bunun için çok para ödemiş olmalılar.

Budapeşte’yi izlerken Tuna ırmağı kenarında görkemli Macaristan Parlamentosunu görüyoruz. Burası Avrupanın en büyük parlamentolarından biri. Bu bina Budapeşte’nin en çok turist çeken yerlerinden biri..En çok ziyaret edilen ise Bizans kralının 1000 yıllık tacı..Bu tacı Macar kralları sırası ile takmış..Taç Macarlara göre kutsal sayılırmış ve takmayan krala kral gözüyle bakılmazmış..Parlamento binasında ziyaretçilere açık..Fakat bizim Topkapı sarayındaki kraliyet eşyaları yanında solda sıfır kalır 🙂

Budapeşte yürüyerek rahatça gezebileceğiniz bir şehir. Otelden bir harita temin ettikten sonra rahatça dolaşabilirsiniz. Şehirde iyi bir metro sistemi mevcut. Bunu duyduğumda şaşırdım çünkü Avrupa’daki 2 ci metro İngiltere’den sonra Macaristan metrosuymuş. Yine kaldığınız otelden bir metro haritası alarak metroyu kullanmayı çok çabuk öğrenebilirsiniz. Metrodan Ferenc Ter durağında inip Tuna nehri boyunca yürümeye başlarsanız karşınıza önce Great Market Hull çıkacak. Burası oldukça büyük ve tarihi bir bina. Alt katında genelde gıda maddeleri, özellikle de kırmızı biber satılıyor, üst katında ise değişik hediyelik eşyalar bulabilirsiniz. Burayı görmenizi tavsiye ederim binanın hem dışı hem de içi ilginç.

Budapeşte yeşilin bol olduğu bir yer..Bir çok köy bulunuyor burada..Daha çok tarım ve hayvancılık yapılıyor..Yükseltileri çok az düz ovalar çoğunlukta..Toprakların çoğu Tuna ile sulanıyor..Tuna nehri Almanya’dan doğup 10 ülke gezdikten sonra Karadeniz’e dökülüyor..Uzunluğu 2779 km..Bu da kısa bir bilgi olsun benden 🙂

Evet ziyaret sırası Aslanlı köprü de..Diğer adı Zincirli Köprü..Köprü 1838 yılında yapılmış..II.Dünya savaşında yıkılmış ve savaş sonrası tekrar inşa edilmiş…Köprünün giriş ve çıkışında aslanlar var ..Bu köprü hakkında bir hikaye duyuyoruz..Bu köprüyü yapan mimar yaptığım bu köprüde bir eksik bulan olursa kendimi Tuna’ya atacağım demiş..Büyük konuşmuş amcam 🙂 Çocuğun biri kalkıp aslanların dili yok demiş 🙂 Artık bilmiyoruz amcam kendini attı mı atmadı mı 🙂 Fakat yaptığı köprü mimari olarak gayet güzel..Özellikle fotoğrafçılar için, gece çekimleri, kaçırılmaması gereken bir kadraj..Fotoğraflarınızı Stedalla Tepesinden Çekmenizi tavsiye ediyorum..

Gelelim Macar atlarına..At yetiştiriciliğinin yapıldığı Portoboy Milli Parkı Unesco tarafından koruma altına alınmış..Osmanlı döneminde at yetiştiricilik merkezi haline gelen Budapeşte’nin geniş ovaları hala bu geleneği sürdürüyor, hatta çiftliğe gittiğimizde tüm çalışanların yerel kıyafetle olduğunu görüyoruz..Bize atlarla küçük bir şov yapıyorlar..Bir kez daha inanıyorum atların gerçekten zeki hayvanlar olduğuna..Bir o kadar da asil ..

Yırtıcı kuş eğitmeciliği de Osmanlılardan kalmış bu ülkeye..Başka hiçbir Avrupa ülkesinde olmayan bu gelenek bu ülkede hala devam etmekte..
Macaristan’da köpek besleyenlerin sayısı oldukça yüksek. İlerleyen günlerde evlilik kurumunun iyi işlemediğini ve insanların yalnızlıklarını gidermek için hayvan beslediklerini öğrendik. Bir Avrupa ülkesi ancak diğer ülkeler gibi çok gelişmiş olduğunu söylemem mümkün değil. Emekli olduklarında aldıkları maaşı duyduğumda bizim daha iyi durumda olduğumuzu anladım. Sadece 300 dolar civarında bir maaş alıyorlar. Sanayi yok, ülkede çalışan sadece 1 adet fabrika var. Tek geçim kaynakları turizm ve oldukça fazla turist çekiyorlar. Avrupa topluluğuna girmiş olmaktan da çok memnun değiller. Bu geçiş onlara pahalılık ve işsizlik getirmiş gözüküyor. Topluluğa girdiklerinde ülkenin tek şeker fabrikasını Avrupalı bir başka firma satın almış ancak bir süre sonra imalatın pahalıya mal olduğunu söyleyerek fabrikayı kapatıp Macaristan’a şeker ithalatına başlamışlar. Böylece bir çok insan işsizler ordusuna katılmış.

Macarlar gelenek ve göreneklerini yaşatmaya çalışan bir ırk..Özellikle köylerde yapılan düğünlerde bayramlarda festivallerde bunu görebiliyoruz..Giysilerine de bayılmamak elde değil..Bembeyaz bir kumaşın üzerine rengarenk capcanlı ipliklerle işlenmiş elbiseler..Göz kamaştırıcı..Her sene düzenli olarak düzenlenen festivalleri var mesela Üzüm toplama festivali gibi..Bu festivaller görülmeye değer..Şarkılar…danslar..gözlerinin içi gülen insanlar ..Türkiye de böyle sahneleri görmek çok zor artık o yüzden oturup doya doya bu eğlence cümbüşünü izliyorum..

Estergon kalesine de gidelim dedik fakat şehre baya uzak olduğunu söylediler..Kaleden fazla bir eser kalmadığı, burçların yıkılmış olduğunu ve artık Osmanlılara ait bir iz kalmadığını, içersinde bir müze ve kilisenin olduğunu söylediler..Biz de başka bir ziyaretimize bıraktık bu kaleyi..Kale 150 yıl Osmanlı hakimiyetinde kalmış..Estergon kalesi bir çok şarkı, şiir ve türkü de geçmektedir..Bu yüzden çoğumuzun kulağına yabancı gelmez…

Şehirde dolanırken Saray Türk Lokantasına rastlıyoruz… Opera binasının hemen yanında..Türkiye‘yi aratmayacak yemekler var..Lokanta da yabancıların çoğunlukta olduğunu görüyoruz..Sanırım damak tatlarımız da yakın Macarlarla 🙂

Peki siz bizim cadı Hürrem Sultanımızın Eşi Kanuni Sultan Süleyman‘ın mezarının Macaristan – Zigetvar’da olduğunu biliyor musunuz ? 🙂 Zigetvar Seferinde Kanun’i ölür ve Sokullu Mehmet Paşa, Kanuni Sultan Süleyman’ın iç organlarını boşalttırıp buraya gömdürür..Naaşı da İstanbul’a gönderilir ve Süleymaniye Camisine defin edilir..

Budapeşte benim için tekrar gelinecek şehirlerden biri..Tuna nehrinde tekne turu yapmadan dönmek zorunda kalıyoruz..Artık bir daha ki sefere artık 🙂 150 yıllık atalarımızın yaşadığı bu topraklarla tekrar görüşmek üzere vedalaşıyoruz..Özle bizi Buda..Özle bizi Peşte …. 🙂

Geziniz Bol olsun

Sevgilerimle,

mm
Yazan

Bir Yorum Yazın