Bulutları hiç plajda gördünüz mü siz ? Ya da Anemon palyaço balıkları ile nerede yüzdünüz en son ? Turkuaz rengi içinde en son ne zaman kayboldunuz? Rengarenk papağanlar ile ormanda ne zaman yürüyüşe çıktınız ? Sandalların tıkırtısı ve dalgaların sesi ile en son ne zaman uyudunuz ? Burası Phuket adası. Rüya gibi bir yer. Gezilmesi gereken yerler listenize almalısınız mutlaka.

Dünyanın en ünlü plajlarının bulunduğu ve dünyaca ünlü turizm destinasyonu olan Phuket adası doğal güzellikleri ile beni gerçekten çok etkiledi. Andaman Denizi kıyısında bulunan bu ada anakaraya küçük bir köprü ile bağlantılı. Upuzun geniş sahillerinde kısa yürüyüşler yapmak ya da biraz uyumak insana gerçekten iyi geliyor.

Adanın en hareketli plajı Patong Plajı. Burada yüzlerce disko, kulüp ve kabare yer alıyor. Son derece gürültülü ve kalabalık olan bu bölge kesinlikle sessizliği sevenlere göre değil. Kata ve Karon Plajları daha sakin. Bang Thao ve Surin ise biraz fazla lüx kesime hitap ediyor. Sırt çantalı gezginler ise Kamala Plajını tercih ediyor. Yani bütçenize göre seçenekleriniz var 🙂

Bu plajlarda Dünya ve Tay mutfağından çok değişik lezzetler var. Taylar genelde evde yemek yapmıyorlar. Akşamüzeri yemek pazarları kuruluyor. Böcekten balığa birçok tat deneyebilirsiniz. Özellikle Patong Plajının arka tarafında kurulan akşam pazarında yemekler gayet uygun. Hayatımdaki ilk böcek yeme deneyimim de burada 🙂 Tadı cipse benziyordu. O kadar da kötü değildi 🙂 Bunun yanı sıra Tayi masajı yaptırmadan dönmemelisiniz. Fiyatlar Bangkok’ a göre çok daha ucuz. 🙂

Adada zamanınız varsa birkaç görülesi yer var. Ama zamanım az diyorsanız adayı gezmek yerine çevre adaları gezmelisiniz. Phuket merkezde zaman kaybetmeyin derim. İnanın çevresinde yer alan adaların her biri cennetten bir kare sanki.

Fakat benim zamanım çok diyorsanız Phuket adasında birkaç yer önerebilirim. Bunlardan biri Büyük Buddha Heykeli (Big Buddha). Adaya tepeden bakıp manzarayı görmek istiyorsanız burası tam size göre. 45 metre yüksekliğinde olan bu dev Buddha heykeli de görülmeye değer.

Bunun dışında Kata Tepesine tırmanabilir. Kata’nın ikiz koylarını ve Karon plajını kuş bakışı seyredebilirsiniz.
Nai Harn da bu tepelerden biri. Rawai ve Ya Nui plajlarını gözlemlemek rüzgar türbinlerinin altında kahve içmek için harika bir destinasyon.

Phuket ‘e gelinir de Phromthep Burnu’na uğramamak olur mu hiç 🙂 Burası adanın en meşhur manzara noktası. Adanın en güney ucunda bulunan bu tepede güneşin batışını izlemek ayrı güzel.

Chalong Tapınağı diğer gezilmesi gereken noktalardan. Fakat Bangkok’ta gördüğüm onca güzel tapınaktan sonra burası gerçekten sönük kalıyor.

Çin ve Portekiz mimarisi ile yapılmış binaları görmek isterseniz Phuket Kasabası (Phuket Town) sokaklarını keşfe çıkabilirsiniz. Yüzyıllar önce her milletten insanın ticaret yapmak için geldiği bu ada geçmişin izlerini taşıyor.

Kasabanın dört bir yanında Shrine of Serene Light gibi Çin tapınaklarını bile görebilirsiniz. Zevkli bir şekilde inşa edilmiş bu yapılar şu günlerde tek tek canlı müzik yapan barlara dönüşüyor.

Ayrıca kasaba merkezinde birçok açık Pazar bulunuyor. Bu pazarların çoğu geceleri de açık oluyor. Halkın çoğu vejetaryen olunca bu pazarlarda benim gibi veganlara da gün doğuyor 🙂

Size burada bir çingene köyü de var desem ne dersiniz 🙂 Deniz çingeneleri köyü (Sea Gypsy Village ) Si-readacığında bulunuyor .Koh Si-re Phuket’ten bir kanalla ayrılmış durumda. Kasabaya 4 km uzaklıkta bulunan bu köy mutlaka görülmeli. Ayrıca her adanın başında neden Koh yazıyor derseniz “koh” ada demek 🙂

Gelelim Kelebek ve Böcek fanatiklerine. Phuket’te bulunan Kelebek Bahçesinde 40 dan fazla türde 8000 den fazla kelebek bulunuyor. Böcek dünyası bölümünde ise akrepler, böcekler ve örümcekler sergileniyor. Gün boyu açık olan bu bahçe zamanınız varsa listeye alınabilir.

Phuket’e gittiğinizde birçok tur size Khao Phra Thaeo Milli Parkını önerecektir. Yağmur ormanları içerisinde yer alan bu bölge yazın muson yağmurları dolayısı ile biraz tehlikeli olabilir. İçerisinde bulunan Bang Phae şelalesi de çok görülesi bir yer değil. Bir gününüzü buraya ayırmak yerine herhangi bir adayı keşfedebilirsiniz.

Phuket merkezde ziyaret edebileceğiniz tapınaklardan biri de Phra Thong Tapınağı (Wat Phra Thong). Bu tapınakta yarısına kadar gömülmüş bir Buddha heykeli bulunuyor. Efsaneye göre heykeli yerden çıkarmaya çalışanlar ağır hasta olmuş ya da kaza geçirerek ölmüşler. Çin kökenli Taylar buraya her yıl haç yolculuğunda bulunuyormuş. Çin’de de Tayların olduğunu öğrenmiş oldum 🙂

Gelelim Phuket çevresinde bulunan gidilmesi gereken adalara 🙂

Denizden gökyüzüne yükselen sarp kayalar düşünün. Hem de yüzlerce. İşte bu kalker tepeler Phang Nga Körfezini boydan boya kaplıyor. Hızlı motorla bu sarp kayalar arasına daldığınızda asıl keşfi yapmış oluyorsunuz 🙂

İlk gidilmesi gereken yerlerden biri ya da şöyle diyeyeyim alınması gereken tur destinasyonlarından biri Phang Nga Körfezi Milli Parkı ( Ao Phang Nga National Park ). Bu körfezde denizden karadan yükselen binlerce kalker tepesi var. Tepelerin en meşhuru ise Altın Tabancalı Adam isimli James Bond filminde yer alan kaya. Kaya çevresinde yüzlerce minik mağara var. Zaman bulursanız bu minik mağaraları dolaşın derim.

Ayrıca isteğe bağlı olarak bu sarp kayalar içerisinde kano ile dolaşmak mümkün. Kesinlikle enfes bir deneyim. Yerli halktan oluşan bu kano sahipleri her kayaya bir isim vermiş ve benzedikleri şekillere göre kayaları adlandırmış. Yarım saate yakın süren kano macerası sırasında yarasa, papağan ve devasal büyüklükteki deniz analarını da gözlemleyebilirsiniz.

Tur dönüşü deniz üzerine tahta platform döşenerek kurulmuş Müslüman köyüne de uğradık. Köyde minicik bir okul var. Çocuklar gayet mutlu ve sağlıklı. Köy geçimini denizcilik ve turizmden sağlıyor. Platformlar üzerinde kurulmuş minik sokaklarda rengârenk pazarlar kurulmuş. Kuru balıktan tutun da hurmaya kadar var. Tusunamilere karşı korunaklı tek nokta bu köymüş. Çevresinde bulunan adalardan dolayı minik köy güvende 🙂 Ada insanı gerçekten çok sıcak. Kameralara poz vermeye bayılıyorlar. Bu sevimli insanları ziyaret etmeden dönmeyin derim.

İkinci gidilmesi gereken bölge ise Phi Phi adaları ( Koh Phi Phi). The Beach adlı filmi seyretmişseniz bu ada size pek yabancı gelmez. Leonardo Di Caprio’nun başrolünü oynadığı bu film ile ünlenen ada şimdi tam bir turizm cenneti. Ve bence adalar içinde en güzel olanı. Diğer adalara nazaran bu adaya konaklamalı tur alabilirsiniz. Bambu evlerde kalmak gerçekten çok dinlendirici. Ayrıca sahilde yıldızlar altında kahveni yudumlamak da ender tadabileceğin anlardan 🙂

Üçüncü önerim ise Krapi bölgesi. Bu ada bölgesi hem uzaktan hem yakından enfes görünüyor. Hele sürat motorunuzu durdurup çevrenizi çevreleyen sarp Krapi kayaları arasında yüzüyorsanız kendinizi dünyanın en şanslı insanlarından hissedebilirsiniz 🙂

Krapi bölgesine yapılan turlarda ünlü Railay plajına da uğrayıp denizin tadını çıkarmayı da unutmayın. Ayrıca bu bölgede yer alan Koh Hong adası da tur dönüş yolu üzerinde uğranan adalardan biri.

Zamanınız varsa Koh Hae ( Mercan Adası ) mercan adasına günübirlik turlara katılabilir ve burada dalış yapabilirsiniz. Rengarenk deniz resifleri ve binlerce anemon balığı ile yüzebilir teknede ilerlerken kahvenizin tadını çıkarabilirsiniz. 🙂

Ben dalmak istiyorum Şnorkel olmadan olmaz diyorsanız Racha (Raya) ( Koh Racha Yai ) Adaları tam size göre. Adada her seviyeye uygun çok sayıda dalış noktası var. Ayrıca dalmayı ve şnorkeli sevenler arasında dünya üzerinde popüler bir nokta. Daha deneyimli dalgıçlara da hitap eden Koh Racha Noi’de zaman zaman balina köpekbalıkları, dev manta vatozları ve benekli kartal vatozları görmek mümkün.
Tavsiye ederim 🙂

Similan Adaları Deniz Milli Parkı da dünyanın en iyi dalış bölgelerinden birisi olarak kabul ediliyor. Kasım arasından Mayıs arasına kadar açık olan milli park dokuz adet ada var bunlar : Ko Bon, Ko Bayu, Ko Similan, Ko Payu, Ko Miang, Ko Payan, Ko Payang ve Ko Huyong.

Teknik olarak Similan milli parkı kapsamında bulunmasa da, buranın yakınlarındaki Koh Bon adası Tayland denizlerinde dev manta vatozları görme ihtimalinin en yüksek olduğu yerlerden. Ayrıca zaman zaman balina köpekbalıklarıyla karşılaşma ihtimali de var. İçinizde böyle deli varsa da Koh Bon adasına gidebilir 🙂

Gelelim hangi mevsimde gidilir? Şunu söyleyeyim gezinin mevsimi olmaz. Ben Tayland tatilimi yazın yaptım. Musonlar öyle korkunç yağmurlar değil. Saatlerce yağmazlar korkmayın 🙂 Bazı günler hiç yağmaz o zaman da yağsa keşke de serinlesek diye söylenmeye başlarsınız. Yağmurların ada turlarına da kesinlikle bir engeli yok. Zaten de gün içerisinde yağmur çok az yağıyor genelde geceleri sabaha karşı yoğun yağışlar oluyor. Hem yazın gitmeniz daha avantajlı hosteller çok ucuz oluyor 3 dolara bile tek kişilik odalar bulabiliyorsunuz 🙂

Gelelim Tur şirketlerine.. Uzun araştırmalara girmeyin ben sizin yerinize o aşamalardan geçtim 🙂 Fiyat olarak en iyi ve rotası en güzel olanı buldum ve denedim 🙂

Alanus ve Arkadaşlarını şiddetle tavsiye ederim. Yemekleri bir harikaydı. Ayrıca çok insancıl, kibar ve saygılı biri. Tayfası da bi o kadar komik ve eğlenceli .. Giderseniz adımı söylersiniz biraz indirim yapar size 🙂

Mr. Alanus Morlae
(+66)0630822044
Peanunrod2@gmail.com

Geziniz Bol Olsun

İyi Eğlenceler 🙂

mm
Yazan

Bir Yorum Yazın