Mavi Huydur Bende….
Hayat hiç mavi yerinden vurmadı..çünkü ben maviyi beyazı koruyan masumiyet olarak tanırım, karanlığı görünür kılan bir renktir mavi, öyle bilirim..sürükleyendir, bitmeyendir…

Mavi olarak anlatmalıyım her şeyi…
kaldırın başınızı gökyüzüne, görmek istediğinizi değil gördüğünüzü söyleyin bana! yaşamın ta kendisidir mavi..belki de sadece bu yüzden ölmeye değil..yaşamaya mahkum
edilmiştir..
maviyi soruyordun, gözlerimden yüzüme yayılan maviyi mi
bir renk değildir mavi huydur bende
ve benim yetinmezliğimdir
ve herkesin yetinmezliğidir belki
denecektir ki bir süre
ve denenecektir
bir akşamüstünü düşünmek bir akşamüstünü düşünmekten başka nedir ki
gönül gözü görendedir, derinler mavidir…”

Evlerin, merdivenlerin, duvarların, direklerin ve kapıların kısacası her yerin maviye boyalı olduğu bir şehirde okuyorum Edip Cansever’in bu güzelim dizelerini. Maviyi çok sevdiğimden midir bilmem birden ısınıverdim bu sevimli şehre. Sanki yıllardır buralarda yaşamışım gibi geziyorum masmavi sokaklarda.

Minik minik mavi kapıları görünce bir şirinlerin eksikliğini duyuyorum 🙂  Masal ülkesinden birileri gelip unutup gitmişler sanki bu şehri…

Şafşavan 1471 yılında kale olarak kurulmuş aslında. Yıllarca Yahudilere ve İspanyollara ev sahipliği yapmış. Rif dağlarının eteklerinde kurulan bu şehir dağların şeklinden gelen Chefchaouven adını almış. Chefchaouven boynuz anlamına geliyor. 40 bin nüfusa sahip bu şehirde hala Yahudiler yaşamakta. Şehrin maviye boyanma sebebine gelince de farklı rivayetler var. Yahudiler inançları gereği mavinin kötülükleri kovduklarına inanıyorlar. Bu yüzden bu şehre yerleştiklerinde her yeri maviye boyamışlar ve bu gelenek günümüze kadar gelmiş.

2011 yılında Giorgio Armani’nin reklamında ünlenen bu şehir şimdi turistlerin en gözde mekanı.

Eski şehir yani Medina bölgesinin çevresi surlarla çevrili. Surlar içersinde bir çok Riad var. Uta el Hamam meydanı ise en işlek merkezlerden biri. Bu meydanda ayrıca Şafşavan büyük Camii (Grande Mosque) ve Kasbah’ a açılan şehir surlarını daha yakından görme şansınız var. Kasbah bu arada mahalle demek 🙂

Jamaa Bouzafar Camii ise şehre uzaktan bakan bir tepenin üzerine kurulu. Buraya çıkmak on dakikayı alıyor. Yorucu değil. Benim gibi bir şehre yükseklerden bakıp kahvenizi yudumlamak istiyorsanız bu tepeyi ihmal etmeyin. Güneşin bu masmavi şehrin üzerinde batışı gerçekten izlemeye değer.

Şafşavan Hakkında Önemli Bilgiler

  • Ulaşım için mecburen otobüs kullanacaksınız. Bu yüzden bilet aldığınız firmaya dikkat edin. İki çeşit otobüs var. Bir tanesi binilecek gibi değil ki ben bindim  🙂 Diğeri ise daha temiz ve hızlı. Yerli halkın kullandığı otobüse binerseniz her yirmi dakikada bir duruyor. Ara boşluklara yolcular alıyor. Koku vs desen zaten hiç bahsetmiyorum.
  • Dönüş Otobüs biletinizi Şafşavan’a gider gitmez alınız. Talep çok fazla bulamayabilirsiniz. İnternet üzerinden satış ne yazık ki yok.
  • Konaklama için Medina yani eski şehir bölgesini tavsiye ederim. Hem tarihi evlerde kalmış olursunuz hem de istediğiniz zaman masmavi sokaklarda zaman geçirebilirsiniz.
  • Otogar şehre çok yakın yürüyerek 20 dk falan ama sırt çantası ile o yokuş zorlayabilir. Taksiler çok uygun fiyata eski şehir bölgesine götürüyor. Pazarlık yapmayı unutmayınız.
  • Yeme içme konusunda da sıkıntı çekeceğiniz bir şehir değil. Fiyatlar çok uygun.
  • Mavi sokaklarda fotoğraf için beyaz ve beyaza yakın tonlarda elbiseler tercih etmenizi tavsiye ederim 🙂
  • Sokaklarda dolaşırken kesinlikle insanların fotoğraflarını çekmeyiniz. Bundan hiç hoşlanmıyorlar.
  • Kafe ve hostellerin hepsinde İnternet bulabilirsiniz.
  • Konaklama tercihlerinizde kahvaltı dahil seçeneğini işaretlemeyi unutmayın. Dışarıda biraz zor ve pahalıya geliyor.

Sorularınız için mail atabilirsiniz… [email protected]
Geziniz Bol olsun

Sevgilerimle,

mm
Yazan

Bir Yorum Yazın