Taşa kazınmış hüzünlü bir aşk şiiri Tac Mahal. Hint ozanı Rabindranarth’ın “Sonsuzluğun yüzünde bir gözyaşı damlası” olarak tanımladığı bu muhteşem yapı Agra’nın en güzel tepelerinden birinde tüm heybeti ile sanki bitmeyen bir acısı varmış gibi sanki merhem olmak ister gibi sanki aşk türküleri söyler gibi .. Sessizce gülümsüyor tüm aşıklara.

İngiliz Lordu Edward Lear’ın “ İnsanlar ikiye ayrılır Tac Mahal’i görenler ve görmeyenler “ sözüne Tac Mahal’i görünce hak verdim.

Dünyanın yedi harikasından biri olan bu yapı Hindistan’nın en önemli sembollerinden biri. Unesco dünya kültür mirası listesinde yer alan bu yapı romantik bir aşkın ürünü aslında.

Yapının mimarı Mimar Sinan’ın öğrencilerinden Mehmet İsa Efendi. Yazıları yazan ise hattat Serdar efendi. Yirmi binden fazla işçinin çalıştığı bu eser ince mavi damarları olan beyaz mermerden yapılmış. Yapımı tam yirmi beş yıl sürmüş.

Mermerler ülkenin dört yüz kilometre ötesinden fillerle taşınmış. Anıtın en güzel yerlerine Yasin Suresi Nakşedilmiş. Mermerler oyularak içine işlenen renkli taşlar Çin’den Afrika’dan ve İtalya’dan gemiler ile getirtilmiş. Güneş ışınları vurdukça parlamış bu güzeli taşlar.

Şah Cihan bu eseri yaptırdıktan sonra kendisi için Tac Mahal’in tam karşına tamamen siyah mermerden bir anıt yaptırmak istemiş fakat oğlu tarafından zindana atıldığı için hayatının geri kalanını Tac Mahal’i bu zindandan izleyerek geçirmiş.

Gelelim bu aşk hikâyesine. Şah Cihan yirmi sene evli kaldığı ve on dört çocukları olan eşi Ercümend Banu Begüm Mümtaz Mahal için yaptırmış bu eseri.

Eşi on dördüncü çocuğu doğururken vefat etmiş. Şah Cihan yıllarca yas tutmuş en sonunda kendini teselli etmek için deli gibi aşık olduğu bu kadın için Tac Mahal’i yaptırma kararı almış. Dünyada aşk için dikilmiş en büyük ve en güzel anıt bence Tac Mahal.

Şah Cihan’ın Seslenişi

Ey sultanım! Ah Mümtaz Mahal!
Yoldaşım, sırdaşım, cenktaşım, biriciğim, çocuklarımın anası, kadınım!
Mademki göklere kavuştun, mademki Babür yurdunu sensiz koydun, aşkımızın tanığı olarak, adın naif bir kubbeden sonsuz çığlık olup yükselecek.
Söz veriyorum kadınım!
Dünya durdukça, yıldızlar döndükçe, güneş parladıkça ve her daim…

Tac Mahal’in, insanın kulağına fısıldadıklarını duyabilmek için usulca taşlarına oturmak, onu dinlemek lazım. Sanki bitmeyen bir acısı var. Sanki duyurmaya çalışıyor kendini.

Böyle güzel bir aşk anıtında otururken bin bir hüzne dalıyor insan. Yanı başımda usul usul akan nehir puslu bir havada boylu boyunca özlem kokan anıları getirip bırakıyor kucağıma.

Ağır bir yürekle dokunuyorum bembeyaz mermerlere.

Vedalaşıyorum son kez.. Bırakıyorum geride her ne varsa ellerimde..

Geziniz bol olsun
Sevgilerimle,

mm
Yazan

1 Yorum

  1. Kaleminde fotografların kadar iyi tebrik ediyorum sıkılmadan okunuyor keyile..

Bir Yorum Yazın